SERRÛPEL GOTAR RASTERAST PIRTÛK TEKILÎ DOSYA VIDEO

Van kesan li ser Mêhdî Zanayê wan demên bi xof çi gotin?

1) Re ceb Maraşli 2) Aysel Çurukkaya 3) Ali Ozturk

4) Celal Avci 5) A. Bedirxan

Berî hevteyekê bû min di vê malperê de bi sernîvîsa ”Kemal Burkay dizane bê ji Mêhdî Zana re çi gotiye?” xeberek nivîsandibû û min gotibû ku ez ê ji hevalên Mêhdî Zana ên girtîgeha Diyarbekirê bipirsim bê Mêhdî bi rastî wek ku Kemal Burkay di kitêba xwe de nivîsandibû bi ”jest” û ”gosteri”yan bûbû qehreman, yan gelo bi liberxwedana xwe a kurdane bûbû gula qawîşan û pilingê hicreyan!

Bi kurtî, ezê heta demekê her ji çend rojekî çend nivîsên di biwara Mêhdî Zana de biweşînim. Lê mixabin piraniya nivîsên ku hetanî niha ketine destê min bi tirkî ne; û ez ê jî wan nekim kurdî û wan li halê wan biweşînim.

Laleş Qaso

1. Têbinî: Di vê navê re gava nivîsên mîna ên A. Bedirxan ku ew jî Kemal Burkay rexne dikin tên ji malperê re, em ê wan jî biweşînin. Û nivîsên li gel Kemal Burkay jî biweşînin.

2. Têbinî: Vê nivîsê bixwîne tu ê bibînî bê Kemal Burkay ji Mêhdî Zana re çi gotiye:

Kemal Burkay dizane bê ji Mêhdî Zana re çi gotiye gelo?

Birêz Kemal Burkay di kitêba xwe a bi navê ”Anilar, Belgeler” cildê duduyan de bi haweyekî berfireh li ser birêz Mêhdî Zana û endamên partiya xwe nivîsandiye; ji xwe re û me re ew dane berhev û hema hema hemû jî bi ser hev de qulipandine!

Îcar her çi daberhevî û qulipandina siyasî ye, wek ku cenabê Burkay jî di her perê kitêbê de bi ser xwe ve berdaye, karê jîr û zana û mêrxasan e, em ê jî li himberî wî aliyê Burkay geragup rawestin û jîr û zanayî û mêrxasiya wî a siyasî ji ravekirên tarîxa PSKa ku îro li çend komikan sekiniye re bihêlin. Ji her kesî bêhtir ew têkildarên mijarên ku bi bayê qelema Burkay re di nav bihara Stokholmê de dernixûmî tarîxa koncal û xindeqên Kurdistanê bûne, rû bi rû mane. Ev wilo, lêbelê

ew wilo hîn pir û pir hene…

Îcar gelo çiqasî maqûl bû ku min, wek hevalekî Mêhdî Zana ê di rojên herî tarî û bi xof de, çavên xwe ji beloqiya gotinên Burkay ên li dijî liberxwedana Mêhdî Zanayê ku di nav girtiyên Zindana Diyarbekirê de wek ala kurdayetiyê dihat dîtin re biqurmiçandana û ew liberxwedana wî a kurdane, ji şerh û tefsîra ûjdanê Kemal Burkayê ku belkî hîn jî nizanibe bê ew Zindana bi heybet  li kîjan kolana Diyarbekirê bû re berda?

Burkay henekê xwe bi liberxwedana Mêhdî Zana a Zindana Diyarbekirê dike û bi tirkî gelek tiştan dibêje. Yek jê:

“Mehdi 12 Eylul darbesinin ardindan sevgili makamını yitirdi ve tutuklandı. Belediye başkanlığı döneminde topladığı ve bir bölümünü oraya buraya saçtığı paralar da elinden uçup gitti. Böylece herşeyi yitirıp tekrar içinden geldiyi insanlar gibi olunca, devrimciliği yeniden hatırladı. Yeniden kendisine özgü, gösteri türünden kimi tavırlar takındı. Örneğin mehkemede kürdçe savunma yapmaya çalıştı ve bu yüzden de ayrıca yargılandı. Ve insanlarımız ne kadar unutkan, ya da ‘gönlü geniş’ olduklarını bir kez daha gösterdiler! Mehdinin, eline makam ve para geçince, fırsatını bulunca nasıl devrimci değerleri bir kenara ittiğini, nasıl hızla yozlaştığını unuttular! Onu, cezavindeki bir, iki jestine bakıp yeniden kahramanlaştırdılar….” Rûpel 96

Kemal Burkay ji Mêhdî Zana re dibêje ku ”insanên me li yek, du jestên wî ên li girtîgehê nerîn û ew dîsa kirin qehreman!”

Xwezîka Burkay jî karîba hema çend “jest”û “gösteri”yên mîna ên Zana kiribana, belkî wî çaxî jî ew Ocalanê ku li ser koka miletê me rûniştibû, di çirava tarîxê de fetisîba û Burkay jî li ser serê miletê me bûba qehremanê herî mezin!

Di demeke nêzîk de ez ê ji gelek girtiyên ku bi Mêhdî Zana re bi salan di Zindana Diyarbekirê de mabûn pirsa ku Mêhdî bi ”jest” û “gösteri”yan, yan gelo bi kurdperwerî û camêriya xwe a kurdî li qawîşan bûbû gul û li hicreyan jî bûbû pilingê Zindanê! Û dû re jî ez ê bi hevpeyvîneke têr û dagirtî, aha bi rêya vê malperê, dengê Mêhdî Zana bigihînim temamê kurdan, ewqas!

Laleş Qaso

19 09 10

___________________________________________________________________________

Sevgili Laleş,

İsteğin űzerine Xalo’nun Diyarbekır mahkemelerinde hesapsız, kitapsız yaptığı Kűrdçe savunma ile ilgili dűşűncelerimi bir kaç satırla  ifade etmeye çalışacağım… Bazen yaşanmış bir olay hatırlandığında, eğer o olay, Amed   zindanının vahşet ortamında yaşanmışsa, bűtűn zenginliyi ve doluluğuyla  çirkin  ve  yűce yanlarıyla bir film şeridi gibi yeniden   insanın  gözleri  önűnden  geçer ve sarar insanın benliğini…

Xalonun Amed zindanında yaptıgı Kűrdçe savunmanın, tutsaklarda yarattıgı o bűyűk heyecanı ve coşkuyu senin sorunla yeniden hatırladım… Çünkü, Xalo  o savunmasıyla zindan karanlığına karşı, hem de kendi ana diliyle bir mum yaktı. Kürdlerin ulusal duruşunu Kürdlerin diliyle cellatlara karşı haykırdı. Onun, bu  tarihsel ve toplumsal eylem ile, őzgűrlűğe doğru bir adım atıldığı bilinciyle, arkadaşları nasılda Kűrdçe savunmalara teşvik ettiğini çok iyi hatırlıyorum. Insan, tarihsel ve toplumsal eylemiyle yűceleşir ve soylulaşabilir ancak. Engizisiyon mahkemelerini bile geride birakan D. Bakır mahkemelerinde « evet »,« hayir » ve  «emredersin  komutanım»dan başka sőylenen her kelimenin suç sayıldığı bir ortamda, sayın Mehdi ZANA’nın Kűrd ve Kűrdistan’ı, hem de yasaklı olan kendi ana diliyle savunması, onun yűceliği ve soyluluğunun bir ifadesidir. Mehdi Zana, ceza evlerindeki direnişçi yapısıyla ve devrimci pratiğiyle tutsakların moral kaynağı ve sevgili Xalosu olmustu…

Sevgilerimle

Celal  AVCI

________________________________________

“….Direniş günlerde Mehdi Zanayı pek çok insandan ayıran yönlerinden birini daha keşfettim; en zor şartlar altında ve ölümün solunduğu anlarda dahi neşesinden bir şey kaybetmiyor, çevresindeki insanlara sürekli moral kaynağı oluyordu….”

Bekle Diyarbakır kitabından shahifa 7

Ali Öztürk

_________________________________________________________

Dersimliyim, 1974 ten beri politikayla uğraşıyorum. 1979 da tutuklandım ve altıbuçuk yıl Diyarbakır cezaevinde kaldım.

Xalo Mehdi Zana’nın Dıyarbakır zındanındaki saygı değer devrimci-kurdi tutumuna ilişkin ne kadar söylense ve yazılsa azdır. Xaloluk ünvanını direnişlerin en önde yürüyen kahramanlarından alan Mehdi Zanayı, 10 yıllık Dıyarbekır zından direnişini ”bir iki jest” ve ”gösteri” yapmakla zikredenlere diyeceyim hiç bir şey yoktur Laleş arakdaş. El insaf!!

Xaloya en büyük saygılarımı sunar, çalışmalarında üstün başarılar dilerim.

Aysel Çürükkaya

22 01 10

_______________________________________________________________________

Biyografide, bütün yaşamı boyunca yaptıkları ve yapamadıkları için Zananın açıkgönüllü özeleştırileri de var. Diyarbakır Zindanıyla somutlaşan  12 Eylül döneminde ise alnattıkları oldukça mütevazi. Çünkü Diyarbekir cezaevinde, teslimiyet dönemi dahil, tavırlarıyla, yaşantısıyla, ilişkileriyle her dönemde insanlara moral kaynağı olmuş, çevresine güven ve umut aşılamış biridir o. Dıyarbakır zindanında yaşayan, zulüm gören, direnen her devrimci içın Zana, sayguyla anılan bir isim…. Kitabın bütünlüğü içinde bu gerçek zaten görülecektır, ama ben , ayrıca ifade etmeyi bir görev sayıyorum.”

Mehdi Zana Bekle Diyarbakır sahifa 14”

Recep Maraşlı

______________________________________________________________________

SORO GERÇEĞİ VE KEMAL BURKAY`IN VİJDANI

A. Bedirxan

Kemal Burkay anılarında Licelilere hakaret ediyor. Aynı şekilde parti (TKSP) kurucuları ve eski MK üyelerine de hakaret ediyor, onların emeğine saygısızlık yapıyor. O anılarında objektiv davranmadığı için gerçekleri tersyüz ediyor. Ben bazı gerçekleri kısaca açıklıyarak onu vijdanıyla başbaşa bırakıyorum. Eğer onda vijdan varsa yazdıklarına bakıp, hakaret ettiği eski arkadaşlarından ve Licelilerden özür dilemeli.

Olay ve olguları, tarihsel ve siyasal süreci, kişisel ilişkileri ve sosyal koşulları, geçmişteki politik durumu ve örgütsel yapıyı objektiv olarak aktarmak dürüstlüğün gereğidir. Ben merkezci anlayışla, başkasının emeğine saygısızlık yapmakla bir yere varılamaz. İdeolojik, siyasal ve örgütsel sorunları kişiselleştirmek, geçmişte yaşanan ideolojik, politik ve örgütsel ayrışmayı inkar etmek ve bunu kişiselleştirmek, düzeyi düşürmektir.

1982 de TKSP`deki ideolojik, politik ve örgütsel ayrışmayı gözardı etmek, bunu başka şekilde göstermek, kişiselleştirmek doğru değildir. Yaşanan süreç, belgeler bunu inkar edenin önünde haykırırcasına durmaktadır. Zeki Adsız`in yazdığı ”TKSP`de Oportunizm” , ”Ulusal Sorun”, ”Bırlik Sorunu” adlı kitap ve brüşürleri, Urfan Alpaslan ın Serdar Ararat imzasıyla yazdığı ”TKSP Genel sekreterine açık mektup” brüşürü, Almanya da çıkan ”Roja Welat” ve daha sonra isveçte çıkan ”Dengê Welat” dergisi ve ”Hêviya Gel” gazetesinin tüm sayıları orta yerde dururken, bunları yoksaymak, ayrışmanın ideolojik, politik ve örgütsel yönünü inkar etmek, kimi inandırır. Kemal Burkay ın inkarcı ve hakaretvari sözlerine değerli Berivan Aymaz, Şadıye Adsız ve Rifat Sefalı gereken cevabi verdikleri için ben fazla birşey demiyeceğim. Onlar K. Burkaya verdikleri cevapta gerçekleri dile getirdiler. Ben onların görüşlerine tamamıyla katılıyorum. Sadece sevgili Berivan Aymaz ın özüntüsü için şunu diyeyim, Berivan özülme, Zeki Adsız ve Urfan Alpsalan militan, devrimci sosyalistiler ve K. Burkayın onlarla ilgili kinvari sözleri onların devrimciliğinden birşey eksiltmez.

Kemal Burkay yazdığı anılarla kendi düzeyini düşürmüş, sorunları kişiselleştirmiş, kin ve nefret duygularıyla duygusal bir tavır takınmış, başkasının emeğine saygısız olmuş, insanları, eski arkadaşlarını incitmiş, onlara hakaret etmiştır. Ben K. Burkaya hakaret etmiyeceğim, ona karşı saygısızlık yapmıyacağım. Ben ona sadece gerçekleri hatırlatacağım.

Nasıl ki K. Burkay kurd ulusal davası ve ulusal demokratik devrim mucadelesi için bir değerse, sucladığı eski arkadaşları da Kurd ve Kurdıstan davası için birer değerdirler. Nasıl ki K. Burkay bu dava için, bu mücadele için emek sarf etmişse sucladığı arkadaşları da emek sarfetmişler. Neyazıkki K. Burkay onların emeğine değer vermiyor. Ben K. Burkayı sosyalist sanıyordum. Sosyalistler emeğe saygılıdırlar. Eğer birisi emeğe saygısızlık yapıyorsa demekki o kişi gerçek anlamda sosyalist değildır.

Partinin (TKSP) örgütlenmesinde, gelişmesinde parti kurucularının ve eski MK üyelerinin emeği var. Bu insanlar ayrıldıkları güne kadar partinin örgütsel yapısı içersinde çalıştılar. K. Burkay onların partiye kattıkları değeri inkar edip, herşeyi kendine malediyor. K. Burkay Ankara da otururken, İhsan Aksoy Kurdistanın şehir ve kasabalarını dolaşıp seminerler veriyordu, gecelerde ajitatif konuşmalar yapıyordu. Zeki Adsız Diyarbekir ve Bingöl de, Urfan Alpaslan Agrı da, Hazım Rojan Van ve Hakari bölgelerinde, Avukat Veysi ve Bedırxan Epozdemir, Bitlis ve Tatvan da, Mehdi Zana Diyarbekirde, Bayram Ayaz ve Mustafa Duzgun Ankara da siyasal, örgütsel faaliyet güsteriyorlardı. Bunların emeği, çabası, Ağrı ve Dıyarbekir belediye başkanlığının kazanılması genel olarak Kurd ulusal davası için ve özel olarak parti için birer kazanımdı. Bu kazanımları sadece bir kişiye (K. Burkay a)maletmek, haksızlıktır, başkasının emeğine saygısızlıktır.

K. Burkay anılarında birçok parti kurucusu ve eski MK üyelerine haksızlık ve yer yer hakaret yaptığı için doğal olarak onlar da ona herbiri kendi meşrebince cevap verdiler. Belki başka bir yazıda onların verdiği cevap üzerine durup, görüşlerimi ve onların bazı yanlışlarını (özelikle Faruk Aras ve Suleyman Dilan ın) yazabilirim. Şimdilik yazıyı uzatmamak için Soro olayının gerçeğine değineyim.

Soro ajan mıydı? Değilse Soro nun gerçeği neydi? Soro ajan dahi olsa Licelileri suclamak doğru mu? K. Burkay anılarında Soro iki kez Licede belediye başkanı seçildiği için Licelilere veryansın ediyor, onlara onur ve onursuzluk dersini vermeye kalkıyor. Licelilere onur ve onursuzluk dersini vermek kimsenin hadine düşmez. Sözüm ona ajan olan birini belediye reisi seçtikleri için Licelileri suclamaya kalkışmak da doğru değildir, yanlış bir tavırdır. Hadi diyelim Soro ajandı. Liceliler onu belediye başkanı seçerken bunu biliyorlarmıydı? K. Burkay gidip Licelilere dedimi bu adam ajandır bunu seçmeyin diye… Ve buna rağmen mi Liceliler K. Burkay ın ajan diye ifşa ettiği birini belediye reisi seçtiler….El insaf…İnsan biraz vijdanlı olur. K. Burkay koskoca bir ilçe – kasaba halkını suclarken hiç düşünmedi mi? Vijdanı sızlamadı mı? K. Burkayın Licelilere karşı hıncı, tavrı nerden kaynaklanıyor? TKS P`ye en büyük katkıyı yapanlar Liceliler oldu. Oysa o Licelilere karşı kin ve nefreti dilendiriyor. Lice kuzey Kurdistan tarihinde, kurd ulusal mucadele sürecinde çok önemli bir yerdir. Lice kurd siyasal örgüt ve partilerine önemli siyasal kadrolar vermiş bir ilçedir. Liceli Fehmıye Bilal Şeyh Sait efendi nin katibiydi ve sonra ihtiyar haliyle kuzey Kurdistanda politik bir partinin oluşması için önerici olan ve çaba sarfeden (onun önerisiyle TKDP kuruldu) önemli bir şahsıyetti. Soro ve M. Emim Bozarslan Dr. Şıvan ın partisinin kuruyucusuydular. M. Emin Bozarslan Dr. Şıvanın partisindeki iç çekişmelerden kaynaklanan bir soğumadan sonra K. Burkaya ayrı bir parti kurmasını öneriyor. Tarık Zıya Ekinci TİPin önemli bir yöneticisiydi. Mustfa Fisli KUK genel sekreteriydi. Bayram Ayaz TKSP polit buro üyesi ve şimdi de PDK- Bakur un yöneticilerinden biridır. Bayram Bozyel Hak-Par başkanıdır. Mahmut Çeşme`den Sıdık Bozarslana, F. Perişan`dan Şoreş Erdogan`a kadar Liceliler K. Burkay yandaşlarının çıkardığı gazetelerde sorumlu yazıişleri müdürlüğü görevi yaptılar. Özgürlük Yolunun ilk resmi dergi bürosu Lice de açıldı. PKK Licenin bir köyünde kuruldu ve Liceli N. Zoxurlu  PKK MK üyesiydi. Liste dahada uzatılabilinir ama bukadar yeter.

Soro 49-lar davasında yargılanmış, Dr. Şıvan ın parti kurucusu olmuş ilerici, yurtsever bir insandı. Evet, Lice de iki kez belediye başkanı seçildi. Soro sömürgeci burjuva partilerine girip onların adayı olmadı. O bağımsız aday oldu ve kazandı. Özgürlük Yolu seçim siyasetinde CHP kuyrukçuluğunu yaparken Soro bağımsız seçim siyasetini savunuyordu. K. Burkay Kurdistanda bağımsız örgütlenmede ikircimli iken ve (ibrahim Güçlünün de yazısında belirtiği gibi) federasyonu mutlaklaştırırken, Soro Kurdistanda bağımsız örgütlenmeyi ve bağımsızlığı savunuyordu.

Soro ajan olsaydı seçimlerde CHP yi destekleyen Canturk ailesi ve yandaşları İGD-lileri ile Soro u destekleyen KDP-KUK, RIZGARİ, ALA RIZGARİ ve TKSP – Özgürlük Yolu ile karşı karşıya getirirdi, provakasyon yapardı ve onları birbirine düşürürdü. Soro ajan olsaydı TKSP MK üyesi iken Liceye gelip seminer veren İhsan Aksoyu şıkayet eder onu tutuklatırdı. Yine herzaman bir ayağı Lice de olan Ala Rızgari`nin lideri İbrahim Güçlüyü yakalatırdı. KİP politbüro üyesi Zeruk Vakıf Ahmetoglu sürekli Liceye gittiğinde isteseydi onu yakalatabilirdi. Ilegal KUK un genel Sekreteri M. Fisli Liceliydi, onu yakalatırdı. Soronun tek bir devrimci yurtsevere zarar verdiği veya tek bir kurd örgütüne zarar verdiği görülmüş mü? Bu nasıl ajanlıktır?

Eğer Soro ajan olsaydı elindeki önemli belgeleri Necmettin Büyükkaya ya vermezdi. Belgeleri götürür MİTe verirdi. Dr. Naci Kutlay anılarında Soro dan bahs ediyor ve onun necmetine verdiği belgeler konusunu şöyle açıklıyor :

”Lice Belediye başkanı Nazmi Balkaş (Soro) ile oturup sohbet ettim….Nazmi ye (Soro ya) ikimizin de arkadaşı olan Sait Kırmızıtoprak (Dr. Şıvan)a ilişkin sorularım oldu….” Dr. Naci Soro`nun Dr. Şıvanla ilgili görüşlerini aktarıyor ve daha sonra Soro` nun Necmetine verdiği belgelerden bahs ediyor. Soro ”….Hoybun kurucusu Memduh Selime ait belgeler….Saitlerin öldürülmesiyle ilgili belgeler ve başka birçok belgeyi Necmetin Buyukkaya ya veriyor.”

Yine Soro ajan olsaydı Ömer Çetin ona partiyi sürdürmeyi ve toparlanmayı teklif ettiğinde kabul ederdi, partinin üst düzey yöneticisi olurdu ve MİTe de düzenli bilgi verirdi, raporlar iletirdi. Soro bunu yapmadı. Soro ölünceye kadar Kurd ulusal davasına hizmet eden ilerici yurtsever bir insandı.

Onun ajanlığına delil gösterilen ifadesi polis tarafından düzenlenmiş düzmece bir ifadedir. Soro nun bir amcası polisti. Yakalandığında onun sorgusunu üstlenen polis amcasının meslek arkadaşı, tanıdığı ve aile dostuydu. Polis Soroyu kurtarmak için bu düzmece ifadeyi hazırlayıp savcılığa sundu ve böylece Soro ceza yemekten kurtuldu. 12 Eylül dönemi koşullarında bazı yurtsever Kürtlerin ve hatta bazı türk sol, sosyalist örgüt ve partilerin ruşvetle kurtuldukları, ifadelerinin değiştirildiği bilinmektedir. Bunlara – rüşvet verenlere- ajan yaftasını vurmak doğru değildır.

Yazıyı sonlandırırken şunu belirteyim; eğer K. Burkay vijdan sahibiyse yazdıklarını tekrar okur, empati yapar, kendini Licelilerin yerine ve TKSP kurucuları ile eski MK üyeleri yerine koyar, onların gözüyle yazdıklarına bakar, duygusalıktan uzaklaşır, kendini kin ve nefretten arındırır ve gerçekleri kabullenerek Özelikle Urfan Alpaslan ve Zeki Adsız dan, onların ailelerinden, Licelilerden ve sucladığı eski MK üyelerinden özür diler.

Dewama dosya Mêhdî Zana 1

Dewama dosya Mêhdî Zana 2

___________________________________________________________________________

Nûçe

Şirove

8 Responses to “Van kesan li ser Mêhdî Zanayê wan demên bi xof çi gotin?”

Şirove bike

(pêwîste)

(pêwîste)